Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadıdır. Bunları kullanan toplumlar uçar, özgür olurlar. Uçamayanlar ise ”tavuk“ olur. DARVİN
İnsanın; yaratıcılık ve çeşitliliğe verdiği önem doğası gereğidir. Rönesans dönemindeki; Akılcılık, düzen, denge ve uyum insan bilincini sistemleştirmeye yönelterek bilinçaltını baskılayarak, yaratıcılığının önünde bir engel oluşturmuştur. Sanat’ta düzen, bilgi yığılması ve kavram kargaşası insanı düşsel dünyaya daha çok yakınlaştır. İnsanın düş ve duygu dünyası, duygusal taşkınlıklara dönüşüp sanatın sürekli yeni akımlara kapı aralamasına neden olur. Romantizmde kişisellik ve düş gücü ortaya çıkar. Romantizmin o düşsel, o coşkusallığına karşın gerçekçilik ortaya çıkarak doğadaki kendi gerçeğini resmeder. Rönesans dönemi sonrası gerçekçilik, akılcılığa karşı bir başkaldırı olmuştur. Daha önce dinsel figürler, aristokratlar resmedilirken, realistler; toplumsal gerçeklerden yola çıkarak sıradan insanların yaşam gerçeklerini resmederek bireyin özgürleşmesine ışık tutmuş ve insanca yaşamın kapılarını aralamış ve sanatın üretim ve katılımını genişletmişlerdir. Empresyonistler akademik geleneğe karşı çıkışı ve görsel dünyanın daha doğalcı bir anlayışıyla betimlenmesi arayışını simgeler. Bunun ardından Post-Empresyonistler; gerek geleneksel tekniklere ve konulara karşı çıkış biçimleri, gerekse geliştirdikleri daha kişisel bakış açılarıyla modern sanatın temellerini atmıştırlar. Modern sanat, değişen toplumsal ve ekonomik ortamın koşullarına uygun bir sanat yaratma çabasıyla geleneksel, tarihsel ya da akademik biçim ve kalıpları yıkmaya yönelen 19. yy sonları ve 20. yy özelliklerini taşıyan çok çeşitli akımlar kuramları ve eğilimleri içerir. İzlenimcilerden Monet; “Gerçek bir şey yoktur, sanatçı bir figürün bir saatteki izlenimini çizer” derken, yaşamın sürekli akan bir gerçekçilik boyutuyla insan kendini araştıran, geliştiren düşünen ve üreten bir çizgi ve ideale ulaştırır. Ben; Nilgün AKBAŞ; sanat yolculuğumda, akademik ve sosyal anlamda kendimi ifade ederken, düşünce ve duygu dünyama paralel, çizgilerimdeki objeler forma dönüşürken rotam çizildi. Toplumlarda, dönemlerde, akımlarda, izm’lerde olduğu gibi, insanın kendi içine yolculuğuna çıkarken, sanatımın benden çıkıp başkalarıyla paylaşılma noktasında, tamamlamaya çalıştım, akademik biçim ve kalıpları, sanat yolculuğumu gerçek dünyanın gerçek kesitlerine indirgedim. İçimde yaşayan bir zeytin dalı, bir mantar, bir volkan, bir sandal ve ışığın içimde yarattığı coşkuyu çoğaltarak çizgi ve renklerime yansıttım.